9 Eylül 2010 Perşembe

Yüzüğü kapmak kolay değil....


Biraz önce facebookta dolaşırken bir reklama rastladım, Şöyle buyuruyor: Yüzük takılası eller için... Bir tırnak bakım reklamı.... elimize yüzük takılması için tırnak bakımı da gerekiyo yani.... bu erkekler için ne çok şey yapmamız gerekiyor. o yüzüğü haketmemiz için ne çok çalışmamız gerekiyor.... her şeyin ötesinde o yüzüğü kapmamız için bir de tırnak bakımı işine de girmemiz lazım... Bir oje yetmiyor....

17 Ağustos 2010 Salı

Rahatı kaçan ağaç


Tanıdığım bir ağaç var
Etlik bağlarına yakın
Saadetin adını bile duymamış
Tanrının işine bakın.
Geceyi gündüzü biliyor
Dört mevsimi, rüzgarı, karı
Ay ışığına bayılıyor
Ama kötülemiyor karanlığı.
Ona bir kitap vereceğim
Rahatını kaçırmak için
Bir öğrenegörsün aşkı
Ağacı o vakit seyredin

Melih Cevdet

27 Ağustos 2009 Perşembe

17 Ağustos 2009 Pazartesi

Cohen ve ben


Cohen, konserde beni farketmiş...

10 Ağustos 2009 Pazartesi

Pazartesi sendromu



Pazar kahvaltısından sonra başlar benim için pazartesi sıkıntısı.... Giderek artar artar öyle ki pazar geceleri genelde ben doğru dürüst uyuyamam... Çalışmadığım zaman bile pazartesi günlerini sevmezdim.... Ee okula 5 yaşında başladığıma göre yılların pazartesisinin sıkıntısı kemik olmuş tabi artık içimde... Bir tür şartlı refleks... Belki tembellikle karışan bir refleks... insan hafta sonu hemen alışıyor zira tembelliğe.... Şimdi aynı durumu Cem'de de görüyorum... Pazartesileri okula gitmek hep bir sorun oluyor, gitmek istemiyor, hastalıklar arıyor kendine ya da başka bahaneler... Dosyasını bulamıyor, kıyafetini sevmiyor, hep birşeyler, hep okula gitmeye karşı koymak için direnmeler...
Pazartesileri sevmiyorum... Seven birisini de tanımıyorum...

6 Ağustos 2009 Perşembe

Leonard Cohen konserine de gittim ya....


Bazı kitaplar vardır. Bitirdiğinizde günlerce hatta haftalarca aklınızdan çıkmaz, etkisinden kolay kurtulamazsınız... Bazı filmler vardır, uzun süre filmin sahneleri gözünüzün önünde canlanır durur. Karakterleri hiç unutmazsınız, onlar hayatınızın bir parçası olarak kalırlar...
Bazı konserler de vardır aklınıza gediğinde ya da birisine anlatırken hala tüyleriniz ürperir ve içinizi o güzel heyecan tekrar kaplar...
İşte Leonard Cohen'in konseri de benim için öyleydi...
Kusursuzdu... bir düşte olmak gibiydi... Orada karşımızda duruyordu, gerçekten oradaydı işte....Koskoca Leonard Cohen onca zarafetiyle, kibar bir beyfendi olarak oradaydı işte...Saat 21.00'de başlayacağı duyrulmuştu ya... 21.01 de tüm orkestra ve Leonard Cohen sahnede şarkı söylemeye başlamıştı...'Dance me to the end of love' ile başladı...
Sesi, , karizması hemen hepimizi sarstı... Orkestrasına ve seyircisine gösterdiği saygı müthişti.

Hiç öyle muhasebecim beni dolandırdı, paraya ihtiyacım var, çalayım da gideyim tadında değildi...

Konserde bulunan herkes için o gece unutulmaz bir geceydi, konsere gelen bütün yüzlerden bu belli oluyordu. Yanımda oturan bir arkadaşım bir ara kulağıma eğilip " kafam iyi oldu" dedi. Haklıydı. Herkeste öyle bir etki vardı... Sarhoş edici bir geceydi... Üstelik sarhoşluk bende ertesi günde de devam etti. Aklımda hep konserin anıları canlanıp durdu. Halılara diz çöküp şarkı söylemesi, her şarkının sonunda şapkasını çıkarıp seyirciyi selamlaması, orkestranın diğer elemanlarına gösterdiği saygı ve onları ilgiyle dinlemesi...
Leonard Cohen'i iyi bilin ya da bilmeyin, çok ya da az sevin o gece o konseri izleyen herkes bence o gecenin çok özel olduğu konusunda hemfikir olacaktır....
"Gittiğim en iyi beş konser" listem kesinlikle değişti... Bu listeyi değişireceğini düşündüğüm, gitmeyi planladığım başka bir konser var. O yüzden bu beş listemi de daha sonra yazmaya karar verdim